Fikrimuhim.com

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Saat 2 !!

Saat 2 olduğunda bir zamanlar kırmızı zamanlarım başlardı gecelerimde. Şimdi o gecelerde kırmızın yanına koyamadıklarım yüzünden siyah bir şekilde uyuyorum.. Saat 2 olduğunda nefes alışverişler karışırdı şapşal sivrisineğin çıkardığı sinir bozucu sesin eşliğinde tek kişilik yorganın altında sarılmışken yapış yapış..

Saat 2 olduğunda güneş alır gözümü çıkamam çıplak dışarı. Siyah 1.5 cam arkasından bakarım dünyaya gözlerimi sadece yakından bakmak isteyenlere saklamak ister gibi.

Saat 2 olduğunda bilgisayar başında buldum kendimi aynı şarkı çalarken belki de 3. kez..

Mazi kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarından karadır
Beni zeman zeman ağlatan
İşte bu hazin maceradır..

Ne göğsünde uyuttu beni
Ne buse ile uyuttu beni
Geçti ardından uzun yıllar
O kadın da unuttu beni..

Seni öyle sevmişim ki..

Seni öyle sevmişim ki önyargılar kalkmış hayatımda, saygı duymaya başlamışım senden sonrakilere..

Seni öyle sevmişim ki anlayış katmışsın ruhuma çok anlayışlı anlaşılmaz bir adam olmuşum..

Seni öyle sevmişim ki dudaklarda sevgiyi hissetmeyi öğrenmişim..

Seni öyle sevmişim ki senden sonra içip içip keyifli yaşamayı öğrenmişim..

Seni öyle sevmişim ki ben değişmişim..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Hayale daldım, gerisi bomboş...

Hayallere daldım yine, dilimde kelimeler, aklımda senaryosu bana ait olan filmin sahneleri. Olmadı kes baştan. Sil baştan. Motor. Yalancı dünya. Kaygılanma. Hayale daldım.

Kulağımdaki şarkının sözleri belirliyor parmaklarımın klavyede basacağı tuşları. Gerisi bomboşş.

Dediler update nerede kamilcim blog duruyor öyle yaklaşık 1 aydır, cevabım kısa çıktı ağzımdan kafamda uzundu oysa. Bazen sıkılıyorum uzun cevaplardan kısa cümleler kuruyorum kulaklara hitap eden. Aklımdan geçenleri de ancak kalplerine hitap ettiklerim anlar da. Yok yok üzülme bi süre daha yok..

Senaryoma geri döndüm güzel bir kır, kır da güzel bir kız, kızın yanına koyuyorum kendimi o olmuyor bu olmuyor.. Kız oluyor ben olmuyorum, oynuyorum çocuk gibi. Çocuklar da kırda oynuyorlar top mop .. Takılıyorlar ne güzel kırda herkes var. Kalabalık.

Dere akıyor arkada fon müziği yapıyor beğenmiyorum değiştirmek istiyorum müziği ağaca bir kaç kuş koyuyorum renkleniyor ortam neşeleniyor.

Hayatımın yüzde 40 ı normal yüde 50 si A - normal geri kalan yüzde 110 da ise gördüğün oluyorum ki ben hayatı yüzde 200 yaşıyorum. Kafamda - kelimeler çıkarsa ağzımdan yüzde 100 oluyor..

Öpüldün kuşum canum cicim bırak yalan sevgi sözcüklerini gel sarıl bana öptüm seni şeker..

24 Mayıs 2009 Pazar

Bir kadını ağlatmak

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler yaralarındaki!Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!