Fikrimuhim.com

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Saat 2 !!

Saat 2 olduğunda bir zamanlar kırmızı zamanlarım başlardı gecelerimde. Şimdi o gecelerde kırmızın yanına koyamadıklarım yüzünden siyah bir şekilde uyuyorum.. Saat 2 olduğunda nefes alışverişler karışırdı şapşal sivrisineğin çıkardığı sinir bozucu sesin eşliğinde tek kişilik yorganın altında sarılmışken yapış yapış..

Saat 2 olduğunda güneş alır gözümü çıkamam çıplak dışarı. Siyah 1.5 cam arkasından bakarım dünyaya gözlerimi sadece yakından bakmak isteyenlere saklamak ister gibi.

Saat 2 olduğunda bilgisayar başında buldum kendimi aynı şarkı çalarken belki de 3. kez..

Mazi kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarından karadır
Beni zeman zeman ağlatan
İşte bu hazin maceradır..

Ne göğsünde uyuttu beni
Ne buse ile uyuttu beni
Geçti ardından uzun yıllar
O kadın da unuttu beni..

Seni öyle sevmişim ki..

Seni öyle sevmişim ki önyargılar kalkmış hayatımda, saygı duymaya başlamışım senden sonrakilere..

Seni öyle sevmişim ki anlayış katmışsın ruhuma çok anlayışlı anlaşılmaz bir adam olmuşum..

Seni öyle sevmişim ki dudaklarda sevgiyi hissetmeyi öğrenmişim..

Seni öyle sevmişim ki senden sonra içip içip keyifli yaşamayı öğrenmişim..

Seni öyle sevmişim ki ben değişmişim..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Hayale daldım, gerisi bomboş...

Hayallere daldım yine, dilimde kelimeler, aklımda senaryosu bana ait olan filmin sahneleri. Olmadı kes baştan. Sil baştan. Motor. Yalancı dünya. Kaygılanma. Hayale daldım.

Kulağımdaki şarkının sözleri belirliyor parmaklarımın klavyede basacağı tuşları. Gerisi bomboşş.

Dediler update nerede kamilcim blog duruyor öyle yaklaşık 1 aydır, cevabım kısa çıktı ağzımdan kafamda uzundu oysa. Bazen sıkılıyorum uzun cevaplardan kısa cümleler kuruyorum kulaklara hitap eden. Aklımdan geçenleri de ancak kalplerine hitap ettiklerim anlar da. Yok yok üzülme bi süre daha yok..

Senaryoma geri döndüm güzel bir kır, kır da güzel bir kız, kızın yanına koyuyorum kendimi o olmuyor bu olmuyor.. Kız oluyor ben olmuyorum, oynuyorum çocuk gibi. Çocuklar da kırda oynuyorlar top mop .. Takılıyorlar ne güzel kırda herkes var. Kalabalık.

Dere akıyor arkada fon müziği yapıyor beğenmiyorum değiştirmek istiyorum müziği ağaca bir kaç kuş koyuyorum renkleniyor ortam neşeleniyor.

Hayatımın yüzde 40 ı normal yüde 50 si A - normal geri kalan yüzde 110 da ise gördüğün oluyorum ki ben hayatı yüzde 200 yaşıyorum. Kafamda - kelimeler çıkarsa ağzımdan yüzde 100 oluyor..

Öpüldün kuşum canum cicim bırak yalan sevgi sözcüklerini gel sarıl bana öptüm seni şeker..

24 Mayıs 2009 Pazar

Bir kadını ağlatmak

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler yaralarındaki!Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!

30 Nisan 2009 Perşembe

Haftasonu Eğlenceleri

Bu haftasonu benim için çok eğlenceli geçti. Benimle uğraşmak zorunda kalanlar için de eğlenceli olmuştur umarım. Ne de olsa her halimde neşe saçan bir insanım. (kendimi övme konusunda üstüme yoktur)

Cumartesi akşamı kendisi için bir çok sıfat kullanacabileceğim (iş arkadaşından kardeşime kadar) canım ciğerim Utku'nun doğumgünü vesilesiyle Asmalımescit Adiyo Mamma'da fasıl eşliğinde içilen rakılar ile geçti. Tabii her zaman olduğu gibi bu süpriz doğumgünü eğlencesi sayemde süpriz olmaktan çıktı. Bunu kasti yapmıyorum ama bir şekilde süprizleri bozmak gibi bir yeteneğim var. Siz siz olun herhangi birine süpriz bir program yapacaksanız bana söylemeyin imasını bile yapmayın.

Gece güzel başladı. Güldük, şarkı söyledik, dansöze para taktık ( sevgili Sibel Gökçe kendisine taktığım 5 TL leri beğenmedi ve beni oğlu kıvamında sevdi kendisini kınıyorum, içtik, içtim içtim içtim.....

Sonrası zaten buzlu bir ekrandan hayata bakar gibi. Hatırladığım güzel anlar var.. Benden yaklaşık 15 cm kısa taksicinin kafasını vücudundan ayırma düşüncelerim gibi..

Eğlence diyince içinde alkol olacak, kafalar güzel olacak.. Buna katılmayan arkadaşlarımı eğlendirmek için ben yeterince içip onları eğlendiriyorum.

Adiyo Mamma. Küçük sıcak bir mekan. Sibel Gökçe eşliğinde daha da güzel bir yer. (Sibel'cim ara verdiği zaman Otto'ya kaçtı aşkolsun)

23 Nisan 2009 Perşembe

Senden Daha Güzel !!

Kimseyi görmedim ben
Senden daha güzel
Kimseyi tanımadım ben
Senden daha özel
Sana nerden rastladım
Oldum derbeder
Kendimi sana sakladım
Senden daha güzel
Kimseleri de takmadım

Duman'ın Senden Daha Güzel şarkısının sözlerinin bir kısmı sadece. Bazı kişiler vay be ne güzel şarkı tam da sevgilime göre diyor. İlişkimiz içinde kendimizi ne kadar da kolay kandırıyoruz. O anki ilişkimize göre şarkı sözleri sevgilimiz için yazılmış gibi geliyor.

Bu şarkıyı her daim dinleyebilirsiniz. Her sevgiliye söylenecek onu mutlu edecek bir şarkı. Kimseyi tanımadım ben senden daha güzel. Ayrılıp bir süre sonra yeni bir sevgili edinince o anda ondan daha güzel kimseyi tanımamış olacağız zaten. Ya da ona böyle hissettireceğiz. Vurucu nokta şu; Ne düşündüğümüz değil karşı tarafa ne hissettirdiğimiz daha önemli oluyor.

Son ilişkimde de ne düşündüğümün bir önemi yoktu o sadece ne hissettiğine önem veriyordu. Ondan bir öncesinde de büyük rastlantılar sonucu bir araya gelmiş çok sevmiş ama karakter farklılığı yüzünden hissettikleri farklılaşmıştı.

Bu yazımı kim okuyorsa ona söylüyorum. "Kimseyi tanımadım ben senden daha özel, Kimseyi görmedim ben senden daha özel." Artık kim yerse..




Duman--Senden Daha Güzel.mp3 -

22 Nisan 2009 Çarşamba

Evde Tek Başına

Haftada 6 gün çalışan biri olarak bugün benim izin günüm. 8 yıldan beri Eylül - Haziran ayları arasındaki cumartesi-pazar günlerinde çalışıyorum. Bu yüzden haftasonları kazara bir boşum olursa neler yapılacağı hakkında bir bilgim yok. Bir cumartesi günü Bağdat Caddesi ya da Kadıköy insan kalabalığına girersem elim ayağım birbirine giriyor ne diyeceğimi şaşırıyorum. Haziran ayında bir haftasonu bana haftasonumu nasıl keyifli geçirebileceğim hakkında yardımcı olmak isteyenlerin fikirlerine açığım. Beni kolunuza takıp gezdirip birşeyler öğretebilirsiniz. "Kamilcim bugün pazar. Pazar sabahları modada kahvaltı kadar güzel birşey yok. Etrafımızdaki insanlar bizim dostlarımız onlar da bak kahvaltılarını yapmaya gelmişler."

Bugün izin günüm. Bir sürü planım vardı "dı" . Sabah erken kalkacaktım (kalktım). Odamı toparlayıp, dolaplarımı düzeltecektim (completed). Sonra ise şortumu giyip Caddebostan sahilde çimlere uzanıp kendim, güzel hava, deniz kokusu huzurlu bir gün geçirecektim. Fakat bunları yapmayıp blog yazmamın bir sebebi var. "Evde kilitli kaldım"!!!

Hayatım boyunca başıma gelen bazı olaylardan sonra arkadaşlarım "heralde böyle birşey ancak senin başına gelir" diye yorumlar yaparlar. Bugün başıma geleni de blogum sayesinde etrafımdakiler ile paylaşmaya karar verdim.

Caddebostan'a gitmeden önce kendime gidip yeni bir LCD monitör almaya karar verdim. Samsung'un 20" wide bir modelini beğenip evimin yakınındaki Vatan Bilgisayasar' a gitmek için hazırlanırken Vatan Bilgisayar'ın sahip olduğum kredi kartına taksit yapmadığını öğrendim. Eniştemi arayıp kredi kartını ödünç almak istediğimi belirttikten sonra kilit soru geldi. "Nerdesin?" Gayet doğal bir şekilde evde olduğumu belirttikten sonra karşı taraftan kahkahalar gelmeye başladı. Ben doğal saflığımla bir tepki beklerken eniştem şu cümleyi kurdu. " Bugün senin izin günün müydü ? Bilmiyordum. hahahah" Ve eniştem baklayı çıkardı ağzından. Ben o kadar derin uyuyormuşum ki eniştem benim evde olduğumun farkında varmamış. İşe giderken anahtarlarımı almış ve kapıyı da kitlemiş. Bunu öğrendiğimdeki duygularım "vay benim kara bahtım kör talihim" cümlesinin içinde yatıyor. Hemen ilk iş olarak evdeki erzak durumuna göz attım. Maalesef dün akşam bütün yemekleri tükettiğimizi hatırladım. Kahvaltı için birşeyler hazırlamak istedim, ekmeğin bitmiş olduğunu gördüm. Su!! Evet en önemli yaşam kaynağım. Bir damacana dolusu su yaşamama imkan verecek.

Şu anda evde kilitli bir halde oturuyorum. 7. katta oturduğumuz için balkondan atlama şansım da yok. Balkondan adalar manzarasının fotosunu çektim bloguma koymak için fakat onu da koyamıyorum çünkü kart okuyucum ofiste kalmış. Cep telefonumdan bir arkadaşımı aramak istedim ve şarjının bitmek üzere olduğunu gördüm. Şarj aletim de ofiste kalmış.

Peki benim bugün bir randevum olsaydı ne olacaktı ? Sizce buluşacağım kişi bütün bu bahanelere inanır mıydı ?

Yoksa Bakırköy - Büyük Çekmece semtlerinde koşuşturması olan birisinin bugünkü programımda gözü mü kaldı ?

Sorular birbiri ardını kovalarken bilgisayarım ve ben yaşam mücadelemizi sürdürüyoruz.

2 saat geçti bile. Hadi Kamil bugün de geçecek..

21 Nisan 2009 Salı

Tuba Ünsal Silikonluymuş!!


Oben Budak, Tuba Ünsal ile ilgili ilginç bir gerçeği ortaya çıkardı.

Geçen hafta Tuba Ünsal'ın sıfır göğüslerine dekolte giymesinin komik lduğunu yazmıştım ya, meğer kızcağız yeni silikon yaptırmış da onu beyan etmek için o kıyafetleri giyiyormuş. Doktoru onu kazıklamış olabilir mi, yoksa daha önceden hiç mi göğsü yoktu bilemedim! Dergilerde üstsüz pozlar vererek bir şeyin altını çizmek istiyormuş.

H2 Paparazzi

Araştırmacı gazetecilik diye buna derim. Böyle saçma bir haber daha görmedim. Okuması eğlenceli, Tuba Ünsal'ın resimdeki göğüs ölçüleri arasındaki farkı anlamak için ekrana yaklaşıp incelemek daha da eğlenceli. Samanlıkta iğne aramak gibi..




20 Nisan 2009 Pazartesi

Fazıl Say ve Arkadaşları


Eğer siz de 2,5 saatliğine günlük koşuşturmalarınızdan biraz olsun uzaklaşmak, gözlerinizi kapatıp çalan müzik eşliğinde ruhunuzu huzura doğru yolculuğa çıkarmak isterseniz Fazıl Say ve Arkadaşları bu dileklerinizi fazlasıyla karşılayacaklardır.

Müziği yaşamak bu olsa gerek. İlk defa Fazıl Say'ı canlı izleme fırsatı buldum ve etkilendim. Bir insan sanatını yaparken heralde bu kadar yaşayabilir. Tabii arkadaşlarının da haklarını vermek lazım. Ayla Erduran, Cihat Aşkın, Çağ Erçağ ve Tolga Salman.

Gecenin süprizi Fazıl Say'ın halasının ( Emel Say ) sahneye çıkıp Fransızca - İngilizce bir aşk şarkısı seslendirmesi oldu. Yaşından dolayı yürümekte bile zorluk çeken bu hanımefendinin şarkısını dinlerken çok değişik duygular yaşadım. Şarkının sözleri ayrı, Fazıl Say ve Ayla Erduran'ın eşlik etmeleri ayrı ve son olarak Emel Say'ın bu yaşına rağmen sahnedeki heyecanını görmek ayrı güzeldi.

Yakın zamanda başka bir gösteri olacak mı bilmiyorum ama şiddetle tavsiye ederim..

12 Nisan 2009 Pazar

Sporcu Olmak ?

Bu akşam dünyadan sayılı derbilerinden biri olarak gösterilen, ülkemizde de maç saatinde 7'den 70'e herkesi ekran başına toplayan "büyük" derbi Fenerbahçe-Galatasaray maçı vardı.

Yazıyı okuyanlar "her yerde zaten maç var, bu yazı da futbol üzerine mi, biz de farklı bişiler arıyorduk" diyebilirler ama ben derbiye biraz farklı bir gözden bakacağım.

Bu haftasonu spor okulumuzdaki en büyük grubumuzun bitiminde, kendilerinden 4 yaş küçük sporcular tribünde antrenman başlangıç saatlerini bekliyorlardı. O sırada büyük gruptan bir sporcumuz bütün grup arkadaşları koçlarını dinlemek için otururken, o potaya şut atıyordu. Kendisini bu hareketinden sonra kenarda antrenmanlarının başlamasını bekleyen küçük sporcuların onu örnek alacaklarını ve onların da koçları konuşma yaparken şut atmak isteyebileceklerini söyledim.

Neden bu örneği verdim ? Bu "büyük" derbilerde yaşanan olayların benzerlerini ben spor okullarımızda daha 9-10 yaşındaki sporcularımızın yaptıklarına kaç kez şahit oldum. ( Nouma nın yaptığı harekette dahil olmak üzere )

Herşeyin başı "Eğitim". Eğer biz nüfusumuzun yüzde 80 inin ilgisini çeken sporu yapan sporcularımızı eğitmezsek, onları sporcu olarak yetiştirmenin sadece sahada top peşinde nasıl koşacaklarını öğretmek olduğunu düşünürsek, futbolculuğunda belli başarılar kazanmış ama eğitim almamış bazı kişileri bu büyük takımların başına teknik direktör olarak getirmeye devam edersek, takım menajeri denilen adamların etraflarına ahkam kesip bir nevi mafya babası edasıyla sporculara abilik yapan adamlar olarak bellemeye devam edersek, sporculara belli zaman aralıklarında kendilerini geliştirecekleri seminerler düzenleyip onları çocuklarla bir araya getirip sosyal projelere sokmayı akıl edemezsek ne bu sporculardan adam olur, ne de bunları seyreden çocuklardan iyi birer sporcu.

7 Nisan 2009 Salı

Bu hayattan neler öğrendim ?

  • Bir şeyin beklentisinin çoğu zaman gerçekleşmesinden daha iyi olduğunu,

  • Bir erkeğin hayatında hiç olmazsa bir kez bir kadın için kendini gülünç duruma düşürdüğünü,

  • İnsanlara gülümsersen her zaman geri gülümseyeceklerini,

  • Sevdiklerimizden daima sevgi dolu sözcüklerle ayrılmamız gerektiğini öğrendim.

Joker Playlist

Türkçe playlistime bazı arkadaşlardan tepkiler gelince, sizlere diğer yüzümü de göstermek istedim. Müzik tarzı olarak sabit fikirli olmadığım için hemen her çeşit müzik hoşuma gidebiliyor. Yaklaşık 1 yıl önce yabancı müzik arşivimden şarkıları bir araya getirip keyifli bir playlist yapma hevesindeydim. Yabancı müzik dağarcığım Türkçe kadar fazla olmadığı için bu işi pirine bıraktım. Sevgili Ömer ( Joker ) benim için bir playlist hazırladı. Bu playlisti hala keyifle dinliyorum. Kendisine playlistini burada paylaşmama onay verdiği için teşekkür ediyorum.



  1. Arctic Monkeys - A Certain Romance
  2. Arctic Monkeys - Mardy Bum
  3. Arctic Monkeys - Fake Tales Of San Francisco
  4. Audioslave - Nothing Left To Say But Goodbye
  5. Audioslave - Until We Fall
  6. Blink 182 - Carousel
  7. Blink 182 – Always
  8. Blink 182 -What's My Age Again
  9. Bloc Party – Banquet
  10. Bloc Party - Blue Light
  11. Bloc Party - This Modern Love
  12. Bouncing Souls - Streetlight Serenade
  13. Bouncing Souls - True Believers
  14. Box Car Racer - All Systems Go
  15. Box Car Racer - And I
  16. Box Car Racer - Letters To God
  17. Dishwalla - Find Your Way Home
  18. Hot Water Music - Free Radio Gainesville
  19. Hot Water Music - Jack Of All Trades
  20. Hot Water Music - Paper Thin
  21. Incubus - Diamonds And Coal
  22. Incubus – Dig
  23. Incubus - Wish you were here
  24. Joan Jett - Bad Reputation
  25. Lit - My Own Worst Enemy
  26. Local H - California Songs
  27. Millencolin - Farewell My Hell
  28. Muse - Butterflies & Hurricanes
  29. Muse - Thoughts of a Dying Atheist
  30. Muse - Failing Away With you
  31. MxPx - Southbound
  32. Offspring - Denial Revisited
  33. Offspring - Spare Me The Details
  34. Offspring – The Kids Aren't Alright
  35. Plain White Ts - Will You Still Love Me Tomorrow
  36. Porcupine Tree - The Sound Of Muzak
  37. Porcupine Tree – Trains
  38. RHCP –Dosed
  39. RHCP - Under the Bridge
  40. Replikas - 70 Apartman Dairesi
  41. Replikas – Bahar
  42. Replikas – Zift
  43. Republica - Ready to Go
  44. RHCP - Made you Feel Better
  45. RHCP – The Zephyr Song - Just
  46. RHCP - Universally Speaking
  47. Richard Cheese - Smells Like Teen Spirit
  48. Rogue Wave – California
  49. Santana - Put your Lights on
  50. Shades Apart - Stranger By The Day
  51. Snow Patrol - Chocolate
  52. Stereophonics - A Minute Longer
  53. Sugar Ray - Every Morning
  54. Sugar Ray - Under The Sun
  55. Syntax – Pride
  56. The Bouncing Souls -Ole
  57. The Fratellis - Baby Fratelli
  58. The Fratellis - Chelsea Dagger
  59. The Fratellis - Creepin Up The Backstairs
  60. The Get Up Kids - The Dark Night Of The Soul
  61. The Get Up Kids - Holy Roman
  62. The Get Up Kids – Wish You Were Here
  63. The Strokes - 12:51
  64. The Strokes - Ize Of The World
  65. The Strokes - Last Nite
  66. The Strokes – Someday
  67. Third Eye Blind - New Girl
  68. Three Days Grace - Wake Up




Syntax / Pride - Various

6 Nisan 2009 Pazartesi

Mutluluk;




1-Etrafındakilerin ne düşündüğüne aldırmadan gülmektir.









2-Sevdiklerinle aynı yatağı paylaşmaktır.








3-Çocukluk fotoğraflarına baktığında duyduğun histir.

1 2 3 yetmez 4 5 6 olsun...

Nisan ayının ilk haftası geride kaldı.

1 Nisan'da şaka gibi güzel bir hava karşıladı bütün İstanbul'u. Fırsattan istifade sahile aktı insanlar, bu güzel günün tadını çıkarttılar sanki tüm gün evde olmama inat her geçen saat daha bir güzel geldi bu gün bana.

2 Nisan'da ise 1 Nisan şakasını 1 gün geç yapıp şaşırttı ve üzdü beni, yağmurlu bir gün oldu.

3 Nisan Cuma güzel başladı, haftasonu planları yapmak ve haftalık işleri tamamlamak ile geçti. Tam bu akşamı evde bitireyim yarın da sınav var zaten derken çalan telefon ve Taksim'e metreobus ile ulaşım. İlk defa Taksim'e metrobus ve metro ikilisini kullanarak, yolda metrobus kelimesinin nereden kimin bulduğunu düşünerek gittim.

4 Nisan'ı hep sevmişimdir. 04/04 yazılışından belki de. Ne zaman böyle bir muhabbet geçse benim de 13/13 de doğdupumu söylüyorum. 4 Nisan sabahı 3 te yatıp 8 de kalkıp gidilen sınav, tansiyon düşmesi ,spor okulu. Bu akşamı evde huzurlu bitireceğim derken evdeki hengamenin içinde buldum kendimi. Niyetim dışarı çıkmadan bu akşamı bitirmekti ama telefonun diğer ucundaki kişinin kahve teklifini reddedemedim. Ne zaman bana bir teklif sunsa o an için en iyi şeyin onunla olmak olduğu kararını veriyorum. Neden ona hayır diyemiyorum ki :). Güzel geçen bir akşamdan sonra huzurlu ve mutlu şekilde yatağıma girdim.

5 Nisan annemin Yalova'dan getirdiği dünyanın en lezzetli zeytinli ekmeği ile başladı, sınav ile devam etti, spor okulu ile hızlandı ve yastığıma kafamı koymam ve anında uykuya dalmam ile sonlandı.

Bugün 6 Nisan.. Bakalım önümüzdeki günler nasıl geçecek ? ( 5 gün boyunca yapmur varmış.. pöff )

2 Nisan 2009 Perşembe

Üzdün beni..

Bugün hayal kırıklığına uğrattın beni. Oysa dün sözleşmiştik, ben de sana inanmıştım.

Nişantaşında yürürken keyfini çıkartacaktım her adımımın. Maçka parkından geçerken kuşların sesleriyle çiçeklerin o güzel bahar kokusu her yerde olacaktı. Beşiktaş'tan Kadıköy'e giderken Sultanahmet'e karşı bir djarum yakacaktım çarşaf gibi denizde süzülürken vapur.

Peki sen ne yaptın? Belki de kızdın bana; dün seninle olamadığım, bu güzel anları yaşayamadığım, bugüne ertelediğim için. Fırsatım varken bunu iyi değerlendirmem gerekiyordu biliyorum ama bu kadar acımasız olunmaz ki.

Dün ne güzel bir bahar günüydü; güneş açmış, insanlar sokaklarının keyfini çıkartıyorlar, kuşlar bir başka ötüyorlar çiçeklerin renkleri her zamankinden daha güzeldi. İnsanlar sokaklarında yürürken acele etmiyorlar bu güzel bahar havasının keyfini yaşıyorlardı. Vapura binerken dışarıda yer kapmak, sallanmadan giden vapurda denize karşı en keyifli sigaralarını yakıyorlardı.

Beni kandırdın. Bugün herhangi bir sonbahar gününden farksız ve yağışlıydı. Keyif alamadım bugün senden. Beni üzdün İstanbul..

Yüksek Sadakat - Aşk Durdukça

Berkay'a Nil Karaibrahimgil'in şarkısı için teşekkür etmişken Sarp'ı da unutmamak lazım. Yine olağan bir spor okulu gününde saat:9.30 dolaylarında salona gelen Sarp ağzında güzel bir melodi , yüzünde hafif bir tebessüm ile bizlere merhaba dedi. O anda o kadar güzel geldi ki sözler hemen şarkıyı bilgisayarımda aradım ve işte orada tam karşımda duruyordu. Bu kadar güzel sözleri o güne kadar nasıl atlamıştım kendime hayrat ettim. Sarp'a teşekkürler.. Okuyun - dinleyin ve keyif alın efendim..

Yüksek Sadakat - Aşk Durdukça

Dünya döner bir gün daha
Yeryüzünde aşk durdukça
Gece erken inse bile korkma
O hep seninle kaldıkça

Biliyorsun gitmemm gerek
Yollar bitmez düşünerek
İster sonuç de istersen sebep
Bu düğümü çözmem gerek

Belki sana yazarım uğradığım bir şehirden
Renkli bir kart atarım mekke yada kudüsten
Sonra bir gün cıkarım sen artık dönmez derken
Bir şarkı fısıldarım kulağına gün batarken

Dünya döner tek bir yana (aşk durdukça)
Doğsun diye gün bir daha
Ben de döndüm tekrar sana (aşk durdukça)
Sönmek için yana yana

Belki sana yazarım uğradığım bir şehirden
Renkli bir kart atarım mekke yada kudüsten
Sonra bir gün cıkarım sen artık dönmez derken
Bir şarkı fısıldarım kulağına gün batarken

Dünya döner tek bir yana (aşk durdukça)
Dolsun diye gün bir daha
Ben de döndüm tekrar sana (aşk durdukça)
Sönmek için yana yana


Nil Karaibrahimgil - Seviyorum Sevmiyorum

Sevgili Berkay'ın çok sevip bizlere de sevdirdiği, hatta şu an itibariyle MSN profilinde de gözüken, Nil Karaibrahingil'in Seviyorum Sevmiyorum adlı şarkısını sizlerle paylaşmak istedim. Berkaycım bu şarkının nakaratının devamlı dilimde olmasının sebebi sensin. Teşekkürler !!

Kaç yaprak var bilmiyorum
Ben seni kopardım attım
Kendimi toparlıyorum

Var mı şimdi başka biri ?
Onu bana benzettin mi ?
Ne yaparsan o ben olmaz
Parçaları sana uymaz

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin
Kötü Kedi Şerafettin !
Söyle nasıl kıydın bana ?
Hem canımdın,hem ciğerim

Kendimi bulamıyorum
Geri alamıyorum
Ben her gece rüyalarda
Hep sana hak veriyorum

Kendimi bunun için mi yorucam ben ?
Kalbimi bunun için mi kırıcam ben ?

Yok ki senin bir yedeğin…

KML Türkçe Playlist

1 aylık süre zarfında 3000 şarkılık bir koleksiyonu eleyerek sonunda aşağıda görmüş olduğunuz liste ortaya çıktı. Playlisti 209 şarkı ile sınırlandırmayı, arzu edenlere verirken 1 Cd ye sığdırabilme kolaylığı açısından tercih ettim.( bu uğurda hangi şarkılarımı sildiğimi bilemezsiniz. 1 aylık süreçte çok zor anlar yaşadım şarkıları seçerken :) ) Arkadaşlarımın çoğunun bu playlistten haberi bile yokken, yayınlamak için en uygun yerin blogum olduğuna karar verdim. Siz de bir kopyasını isterseniz ulaştıracağım adres ile bana mail atmanız yeterli.

Playlist files:

1. Ayla Dikmen - Anlamazdin (3:34)
2. 110 - Özledim Seni (3:09)
3. Ajda Pekkan - Alışmak Sevmekten Daha Zor Geliyor (3:43)
4. Alex - Aşk Senin Adın (4:47)
5. Ali Güven - Yadigar (4:38)
6. Askin Nur Yengi & Harun Kolcak - Bile Bile (5:05)
7. Aşkın Nur Yengi - Yalancı Bahar (3:38)
8. Askin Nur Yengi - Serserim Benim (4:48)
9. Ata Demirer - Büklüm Büklüm (4:54)
10. Badem - Sen Aglama (3:42)
11. Badem - Kalpsiz (4:45)
12. Baris Manco - Gulpembe (4:47)
13. Barış Manço - Kol düğmeleri (4:18)
14. Bengü - Korkumdan Ağladım (4:32)
15. Berker - Gül ki Sevgilim (3:33)
16. Bora Öztoprak - Akdeniz Geceleri (4:06)
17. Bora Öztoprak - Gideceksen Git (3:10)
18. Bora Öztoprak - Ne Olur (3:44)
19. Bora Öztoprak - Ölmek var Dönmek Yok (4:54)
20. Bora Öztoprak - Seni Seviyorum (4:39)
21. BURCU GUNES - BIZ ASKI MELEKLERDEN CALDIK (3:23)
22. Burcu Güneş - Yansın Geceler (4:50)
23. Candan Erçetin - Sensizlik (5:03)
24. Candan Erçetin - Hayranım Sana (3:20)
25. Candan Erçetin - Mühim Değil (4:15)
26. Candan Erçetin - Nar çiçeği (4:08)
27. Çelik - Dilberim (4:29)
28. Cem Karaca - Namus Belasi (4:26)
29. Cem Karaca - Sen de başını alıp gitme (4:35)
30. Cem Karaca - Tamirci Çırağı (4:58)
31. Çelik - Hercai (4:11)
32. Deniz Seki - Bu Şehre Sonbahar Geldi (5:47)
33. Deniz Seki - Üzgünüm Aşkım (3:11)
34. Deniz Seki - Yakamoz (4:23)
35. Doğa - Sakın Sevme Beni (5:02)
36. Duman - Ah (4:53)
37. Duman - Kırmış Kalbini (4:39)
38. Duman - Seni kendime sakladim.mp3
39. Duman - Yürekten.mp3
40. Duman Gözlüm.mp3
41. Düş Sokağı Sakinleri - Sevdan Bir Ateş.mp3
42. Edip Akbayram - Aldırma Gönül (4:52)
43. Efsun - Rüya.mp3
44. Ege - Dudaklarında Isıt Beni.mp3
45. Emel Muftuoglu - Korkuyorum.mp3
46. Emre Altuğ - Yani.mp3
47. Emre Aydın - Belki Bir Gün Özlersin (4:36)
48. Emre Aydın - Bu Kez Anladım (4:43)
49. Emre Aydın - Git (3:14)
50. Badem - İhtiyacım Var Sana (2:11)
51. Emre Aydın - Kim Dokunduysa Sana Ona Git (4:30)
52. Erkin Koray - Seni Her Gördüğümde (3:19)
53. Erol Evgin - Sevdan Olmasa (4:11)
54. Ezginin Günlügü - 1980 (4:06)
55. Ezginin Günlügü - Aşk bitti (3:41)
56. Ezginin Günlüğü - Düşler sokağı (4:37)
57. Ezginin Günlüğü - Ebruli (3:26)
58. Fatih Erkoç - Sana deliyim (3:42)
59. Fatih Erkoç - Senden Kalan Tek Anı Bu (3:03)
60. Ferhat Göçer - Biri Bana Gelsin (3:46)
61. Ferhat Göçer - Gül Ki (3:29)
62. Ferhat Göçer - Cennet (4:05)
63. FErhat Göçer - Dön Diyemedim (4:35)
64. Feridun Düzagaç - Söz Ver (4:24)
65. Feridun Düzağaç - Hasretler Ayrılıkla Başlar (4:45)
66. Feridun Düzagaç - Biterken Herşey (4:29)
67. Feridun Düzağaç - Yalnızlığım Sana Emanet (4:06)
68. Gökhan Kırdar - Üstüme Basıp Geçme (4:18)
69. Gokhan Kirdar - Yerine Sevemem (4:18)
70. Gökhan özen - Birtanesisin (5:16)
71. Gökhan Özen - Dayanamam (4:14)
72. Gökhan Özen - Tabiri Caizse (5:00)
73. Göksel - Kimbilir.mp3
74. Gripin - Hiç Gelme Gideceksen.mp3
75. Gripin - Sustukların Büyür İçinde.mp3
76. Gripin & Emre aydın - Sensiz Istanbul'a Dusmanim.mp3
77. Gulben Ergen - Yalnizlik.mp3
78. Haluk Levent - Ela Gozlum.mp3
79. Hande Yener - Aşk Kadin Ruhundan Anlamiyor.mp3
80. Hande Yener - Mendil.mp3
81. Harun Kolçak - gitme seviyorum.mp3
82. Harun Kolçak-Bendeniz - Elimde Değil.mp3
83. Hayko Cepkin - Seninki Dert Mi.mp3
84. Hayko Cepkin - Yarasi Sakli.mp3
85. Ilhan Irem - Anlasana.mp3
86. Ilhan Irem - Konusamiyorum.mp3
87. Izel - Celik - Ercan - Özledim.mp3
88. Kargo - Renklerin Icinde.mp3
89. Kargo - Ayrilik şarkisi.mp3
90. Kargo - Seninle başım dertte.mp3
91. Kayahan - Kar Taneleri (3:29)
92. Kayahan - Karasaplantım (3:30)
93. Kenan Dogulu - Pamuk (3:59)
94. Kenan Doğulu - Ask Oyunu.mp3
95. Kenan Doğulu - Bas Harfi Ben.mp3
96. Kenan Doğulu - Kandirdim.mp3
97. Keremcem - Ağlayalim Beraber.mp3
98. Kıraç - Olur ya.mp3
99. Kutsi - Geçer (4:44)
100. Levent Yuksel - Med cezir.MP3
101. Levent Yüksel - Ayrılmam.mp3
102. Levent Yüksel - Ya Sonra.mp3
103. Mazhar Alanson - Ah Bu Ben (4:02)
104. Mazhar Alanson - Benim Hala Umudum var.mp3
105. Mehmet Güreli - Kimse Bilmez.mp3
106. Metin Özülkü - Unutulmuşmuydum (4:33)
107. MFÖ - Bu sabah yagmur var istanbulda.mp3
108. MFÖ - Gullerin Icinden.mp3
109. MFÖ - Sarı Laleler.mp3
110. MFÖ - Yalnizlik Ömür Boyu.mp3
111. Mirkelam - Unutulmaz.mp3
112. Mor Ve Otesi - Sevda Çiçeği.mp3
113. Murat Boz - Üzüleceksin.mp3
114. Mustafa Sandal - Aglatma.mp3
115. Mustafa Sandal - Anlamazsin.mp3
116. Mustafa Sandal - En kötü ihtimalle.mp3
117. Mustafa Sandal - Fikra.mp3
118. Mustafa Sandal - Gönlünü Gün Edeni.mp3
119. Nazan Öncel - Ağla erkeğim ağla.wma
120. Nazan Öncel - Ağlama Gönlüm.mp3
121. Nazan Öncel - Ben böyle aşk görmedim.wma
122. Nazan Öncel - Bir Şarkı Tut (4:12)
123. Nazan Öncel - Geceler kara tren (5:01)
124. Nazan Öncel - Gidelim Buralardan.mp3
125. Nazan Öncel - Gül Pansiyon.wma
126. Nazan Öncel - Küçük Gemiler (3:06)
127. Nazan Öncel - Mahur (4:57)
128. NEV - Efkarliyim (4:02)
129. Nev - Sen Gibi (4:37)
130. Nilüfer - Geceler (4:00)
131. Nilüfer - Tek başına (4:33)
132. Polis - Olur Ya (3:37)
133. ÖZGÜN - Elveda (4:27)
134. Pinhani - Beni Al (3:36)
135. Pinhani - Hele Bi Gel (3:51)
136. Pinhani - Umutsuz olduğun bir anda (3:51)
137. Pinhani - Unutuldular (4:39)
138. Rafet El Roman - Bugün Anladım (3:56)
139. Rafet El Roman - ı Virane (3:58)
140. Rafet El Roman - Sakla Beni (3:36)
141. Rober Hatemo Beyaz ve Sen - Beyaz ve Sen (3:41)
142. Seden Gürel & Keremcem - Küçük Bir Aşk Masalı (3:07)
143. Semiramis Pekkan - Bana Yalan Söylediler (3:43)
144. Serdar Ortaç - Ayrılık insanlar İçin (4:06)
145. Sertab Erener - Büyüde Gel (3:36)
146. Sertab Erener - L'âl (3:37)
147. Sertab Erener - Unutursun (4:20)
148. Sertap Erener & Levent Yüksel - Yara (3:54)
149. Sezen Aksu - Belalım (5:29)
150. Sezen Aksu - Beni Unutma (4:53)
151. Sezen Aksu - El Gibi (4:22)
152. Sezen Aksu - Firuze (5:01)
153. Sezen Aksu - Geri Dön (4:19)
154. Sezen Aksu - Haydi Gel Benimle Ol (4:36)
155. Sezen Aksu - Rumeli Havası (4:39)
156. Sezen Aksu - Seni Kimler Aldi (3:25)
157. Sezen Aksu - Vazgeçtim (5:07)
158. Sibel Alaş - Fem (4:41)
159. Sinem - Yağmur (4:50)
160. Soner Arıca - Deniz Gözlüm (4:42)
161. Şebnem Ferah - Bu Aşk Fazla Sana (4:25)
162. Şebnem Ferah - Bugün (4:53)
163. Sebnem Ferah - Can Kiriklari (4:49)
164. Tanju Okan - Öyle Sarhoş Olsam ki (3:32)
165. Tarkan - Beni Anlama (5:22)
166. Tarkan - Dön Bebegim (4:42)
167. Tarkan - Gül Döktüm Yollarina.mp3
168. Tarkan - Kış Güneşi.mp3
169. Teoman - Aşk kirintilari.mp3
170. Teoman - İstanbulda Sonbahar.MP3
171. Teoman - Kupa Kızı ve Sinek Valesi.mp3
172. Teoman - Papatya.MP3
173. Teoman - Renkli Rüyalar Oteli.mp3
174. Tual - Kadınım (4:26)
175. Tuğba Özerk - Acı hatıralar.mp3
176. Umay Umay - Aşk.mp3
177. Umay Umay - Hareket Vakti.mp3
178. Ümit Sayın - Gül beyaz gül.wma
179. Ümit Sayın - Hicran.mp3
180. Vega - Alışamadım Yokluğuna.mp3
181. Vega - Bu Sabahlarin Bir Anlami Olmali.mp3
182. Vega - Iz Birakanlar Unutulmaz (4:04)
183. Yalın - Ben bilmem.wma
184. Yalın - Bir bakmışsın.mp3
185. Yalın - Günaydın.mp3
186. Yalın - Küçücüğüm.wma
187. Yalın - Meleklerin Sözü Var (4:06)
188. Yaşar - Beni koyup gitme.mp3
189. Yaşar - Hasret Ayazlari.mp3
190. yasar - kumralim (3:21)
191. Yaşar - Sebepsiz firtina.mp3
192. Yavuz Bingöl - Yalnız Şarkı.wma
193. Yeni Türkü - Sen Benim Şarkılarımsın (3:19)
194. Yeni Türkü - Yağmurun Elleri (3:58)
195. Yeşim Salkım - Deli mavi (4:57)
196. Yeşim Vatan - Arasıra Bazı Bazı (3:51)
197. Yıldız Tilbe - Delikanlım (5:14)
198. Yıldız Tilbe - Sevdanın Tadı (3:48)
199. Yonca Lodi - Aldım Başımı Gidiyorum (4:05)
200. Yuksek Sadakat - Döneceksin Diye Söz Ver (3:47)
201. Yüksek Sadakat - Aklımın İplerini Saldım (4:22)
202. Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam (4:35)
203. Zerrin Ozer - Seni Hala Seviyorum (4:34)
204. Zeynep Casalini - Nilüfer (5:41)
205. Zülfü Livaneli - memleket kokulu yarim (3:05)
206. Zülfü Livaneli - gözlerin (3:42)
207. Zülfü Livaneli - Gün Olur (3:16)
208. Zülfü Livaneli - kerdesin duymaz (3:18)
209. Zülfü Livaneli - sevda degil (3:25)

1 Nisan 2009 Çarşamba

Tabuları Yıkalım !

Ne mi demek istiyorum? Bizler bakış açılarımız gereği belli şeyler üzerinde bazı noktalara sabitlenmiş durumda yaşarız. Bazı insanlar bir cep telefonu alacaksa “cep telefonu dediğin internete girecek maillerimi gösterecek bana” diyebilirken bazıları da arabalar hakkında “2.0 lt nin altındaki arabaya araba demem arkadaş” diyebilir.

Şimdi benim hayatımdaki tabularıma bakalım. Belki de bunları yıkmamda yardımcı olabilirsiniz. Örnekler verirken lise yıllarının bitiminden başlayacağım. Üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiği için lise yıllarını zaman aşımına uğramış kabul ediyorum.

Okul konusu; Yıldız Teknik Üniversite’sinin ( YTU olarak devam edeceğim ) tebeşir ve tahta sıra kokan sınıflarında ( evet o zamanlar hala tebeşir ile ders yapıyorlardı ) vazgeçtim öğrenci olmaktan ve beslenme çantamdaki otlu peynir kokusuydu kitaplarım :P ( yılmaz erdoğan’a teşekkürler ) YTÜ’nün Davutpaşa kampüsünde çektiğim eziyetlerden sonra canım ciğerim Utku’nun okulu Koç Üniversitesi bana cennet gibi gelmeye başlamıştı. İşte o zamanlar üniversite hakkındaki tabularım oluşmaya başladı. Çünkü Utku, Koç’a girince evdeki uyku tulumumu kapıp yurttaki odasına yerleşmiştim. Artık YTÜ de derslere gitmek -out-, Koç da zaman geçirmek -in- olmuştu. Böyle olunca haliyle sınavlar da out olmaya başlamıştı.

Buna istinaden üniversite deyince;

  • Kampüsünde spor salonu olacak ! ben üniversite üniversite demem spor salonu olmayınca.
  • Fitness salonu olacak! Spor her daim spor !
  • Dersliklerinde eski model sıraların yerinde 45 derece yatabilen koltuklar olacak! Öğrencilerin bel sağlığı çok önemli. ( abarttım biliyorum )
  • Yurtları okulun içinde olacak ve arkadaşların istedikleri gibi gelip gidecekler.
  • Kız ve erkek yurtları karışık olacak!
  • Yurt odana TV – PS gibi elektronik aletler sokabileceksin kimse ses çıkartmayacak.
  • İstediğin gibi bilgisayarları ve internet ağlarını kullanabileceksin.
  • Danışmanlar sana köstek değil destek olacak! Ah YTÜ ah.. Az mı kavga ettim senin danışmanların ile..

Bu liste uzayıp gider. Görüldüğü üzere YTÜ’ye girmek bir dert oradan mezun olmak ayrı bir dert.

Kızlar konusu;

Bir çok erkek beraber olmak istedikleri kızlar hakkında boyu en az 1.70 – ölçüler manken kıvamında – saç sarı – kumral vs. – gözler renkli vs.. deyip listeyi uzatırlar. Belli bir zamandan sonra ( buna doyum ya da olgunluk denebilir ) bence bu özellikler yerini başka şeylere bırakıyor. Boyunun 1.70 olması yerine 2 çift laf edebilen ya da gözleri renkli olacağına okuduğu kitaplara seni teşvik edip yeni dünyalara yelken açtıran birisi bana daha tercih edilesi geliyor. Yaşadığım ilişkiler içinde en değerlileri beni daha önce yapmadığım şeylere teşvik edenler, bana yeni bir şeyler katanlar ve paylaşımlarımızın fazla olduğu kişiler oldular. Bundan sonrasında da çok farklı olmayacak. 2 kişi de birbirleriyle ne kadar çok paylaşım içinde olursa o kadar iyi. Varsın karşımdaki kişinin tek gözü görmesin ama zamanını nasıl geçireceğini bilsin.:)

Fakat :D kızıl saç dendi mi orada bir durulması gerekiyor. Lise yıllarımdan beri böyle bir takıntım var. Ne zaman kızıl saçlı birisi ile karşılaşsam onunla tanışmak onu keşfetmek isterim. Yan yana 2 masadan birinde kızıl saçlı ama çok dikkat çekmeyecek güzellikte birisi oturuyorsa diğerinde de Aysun Kayacı kıvamında bir kız oturuyorsa ilk tercihim her zaman kızıl saçlı olandır. ( küfürleri duyar gibiyim) Seyrettiğim bir filmde bayan oyunculardan biri kızıl saçlı ise film hakkında aklımda en kalıcı en belirgin şey o kız olmuştur. ( Bkn. Eternal Sunshine at the Spotless Mind. ) Ama şunu kabul etmek gerekiyor ki bayanların da işi zor. Bazıları kızıla boyatacağım derken saçlarını turuncu – kırmızı gibi renklere sokabiliyorlar. Bu bayanların da haklarını vermek, kızıla fazla takılmamak lazım…

Blog açtık tamam ama ben yazdım mı duramıyorum. En iyisi yazıyı burada bitirmek. Sevgiler !!

Kokteyl Tarifleri



En güzel kokteyli ben yaparım, orada burada içmem diyorsanız sizlere bir kaç kokteylin yapılışı hakkında ufak bilgiler verebilirim. ( bu kokteyllerin hiçbiri benim tarafımdan evimde yapılmamıştır. :) )




White Russian

3 cl Absolut votka
1 cl Kahlua
3 cl süt

Bu malzeme miktarlarını kullandığınız bardağa göre
votka ve süt aynı oranda olacak şekilde ayarlayabilirsiniz. Tüm malzemeleri biraz buz ekleyerek sallayınnn.. ( Shake )





Fındık Votka

( aslında bu ismi şu sıralar kullanmamam gerekiyordu.)


Bazıları 1 e 5 oranda fındık monin ile votka karıştırılır iyice çalkalanır diyor. Bazıları ise içine bir sürü şey daha konur diyor. Tabu içkimizin bir başka tarifini ise aşağıya yazıyorum. Artık doğru yolu deneyerek bulacağız.

- 5cl votka
- 10cl vişne suyu ( şaka mı ? )
- 2cl limon suyu ( ekşi bi tat almadım bugüne kadar :) )
- 1cl fındık monin




Long Island Ice Tea


2cl Votka
2cl Gin
2cl Rum (kahverengi)
2cl Tequila (beyaz)
2cl Triple Sec Curaçao
2cl Limon Nektarı
2cl Portakal Nektarı
Cola


Cola disinda ki tüm malzemelerimizi shakerimizda buz ile iyice karistirdiktan sonra bardagimiza dolduralim ve üzerine colamizi ilave edelim . Kamis ve resimdeki sekilde kesilmis limon ile servise sunalim . Bir de şemsiye üzerine .. :)



Cin Fizz ( Gin Fizz )

Küp buz
2 ölçü Cin
1 ölçü limon suyu
1 çay kaşığı pudra şekeri
5 ölçü soğutulmuş soda



Shakerı yarısına kadar buz ile doldurun. Üstüne Cin, pudraşekeri ve limon ekleyin. Çok iyi çalkalayın (mümkünse blender kullanın) ve Highball bardağına buzları ile birlikte boşaltın. Üstüne soğutulmuş sodayı ekleyin ve bir karıştırıcı ile servis edin. Üstündeki sodanın gazı fışkırırken de içmeyi deneyin.

Gökbakar Kardeşlerden..-BUĞRA-

Bu videoyu bugün facebook da gezinirken buldum. Basit bir anlatım dili ve güzel bir hikaye eşliğinde kurulanan bu kısa filmin içeriğinden kısaca bahsetmek gerekirse; hayatımızda verdiğimiz bazı kararların neticesinde süre gelen olayların üzerimizdeki sorumluluğunu düşündürten bir film olmuş. Benim de kendi hayatımdaki bir kaç şey hakkında böyle düşündüğüm gibi...

Windsurf




4 senedir her yıl en az 3 hafta Çeşme - Alaçatı'da sörf yapıyorum. İşimin gereği bu zaman diliminde sörf kampımıza katılan kampçılarımla beraber olsam da kendimi geliştirmek için de zaman yaratabiliyorum. Eğer siz de Çeşme'de sörf yapmak ( ya da sörfçüler ile daha yakından iletişim kurmak :) )istiyorsanız her türlü destek için benimle iletişim kurabilirsiniz.

Şarkılar ve Hikayeleri


Bu bölümde zamanında yazmış olduğum bir hikayeyi paylaşacağım. Aşağıdaki hikayenin bir özelliği var. Parantez içindeki kelimeler Türkçe müzik dinleyenleriniz için tanıdık gelecek bazı şarkıların isimleridir. Bu şarkıları zamanında bir arkadaşıma ( arkadaşa da yazılır mı bu diyeceksiniz ama şu anda arkadaş :) ) hediye etmiştim. Şarkıları dinlerken o zaman içinde bulunduğum ruhsal durum itibariyle bu şarkıların bir kısmının isimlerini, bir kısmının da sözlerini kullanarak bir hikaye oluşturmuştum. Blog'un ilk post una bakıp bu ruhsal modda devam edeceğimi sanıyorsanız, beni izlemeye devam edin derim..

“Küçük bir aşk masalı” aslında her şey. Bu masal yaşanırken iki aşığı görenin “ben böyle aşk görmedim” dedikleri bir masal.

Nasıl mı başlamıştı bu masal? Bir tarafın diğerine “haydi gel benimle ol” deyip diğerinin “umutsuz olduğu bir anda” kendisini sevdiğinin kollarına bırakması ile başlamıştı. Kimilerinin “aşk oyunu” dedikleri bu ilişkide birbirlerine söyledikleri sözcükler “aşk-ı virane” olmuş bu âşıkların kalplerinin en derinlerinden geliyordu.

Mahalledeki ergen çocuklar bu âşıkların hikâyelerini ve birbirlerine söyledikleri aşk sözcüklerini o kadar merak ediyorlardı ki bir gün erkeğin kıza yazdığı bir mektubu buldular.

‘“Bana yalan söylediler” aşk yok diye, seninle şu anda sözde olmayan aşkı yaşıyorum ve aşka inanmayanları yalancı çıkarttığım için mutluyum. Seni ilk gördüğümde “gözlerin” o gece bana uzaktan geçen bir gemi gibi gelmişti. Sanki ben ıssız bir adadaydım ve uzun zamandan beri o gemiyi bekliyordum. Sana “ela gözlüm” “ihtiyacım var sana” “ne olur” “beni bırakma” demek istiyordum. O ilk zamanlarımızda bu duygularımı söylesem “anlamazdın” neler hissettiğimi, belki de fazla gelirdi korkuturdum seni. İşte şimdi söylüyorum sana “dilberim”: “Sen ağlama” sakın dayanamam gözlerinden düşen damlalara, “gül ki” sevgilim gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiçeğim, kollarında avut, “dudaklarında ısıt beni”. Niceleri buna sevda dedi hayal dedi geç dedi, kimileri de böyle aşk olmaz unut dedi, bu yüreğim çarpıyor seninle senin için bir tek o seni benden de çok seviyor. Yanımda kal ki sana yazdığım senin için söylediğim şarkıların hiçbiri “yalnız şarkı” olmasın...’